Strasbourg’da gezilecek yerler

Luxembourg, Paris, Heidelberg derken sıra geldi Almanya sınırında bulunan sempatik Fransız şehri Strasbourg’a. Bir diğer adı ile, tarihi Alsas-Loren sınırının Alsas’ına. Gotik Notre Dame katedrali, küçük Fransa bölgesi (La Petite France), Alsas tarzı evleri ve atmosferi ile sizi anında etkisi altına alabilecek bir şehir burası. Bizim 2 günümüzü geçirdiğimiz bu şehri anlatmak için size “Strasbourg’da nereler gezilir?” başlıklı bir yazı ile merhaba diyorum. Şimdi bu küçük ama etkileyici şehre birlikte bakalım.

Notre Dame Katedrali-Strasbourg

Cathedrale Notre-Dame de Strasbourg (Notre Dame Katedrali)

Şehrin merkezinde sizi karşılayan bu son derece görkemli katedralin yapımına 1015 yılında başlanmış. Romanesk ve gotik mimarinin en önemli temsilcilerinden biri bu katedral. 12.yüzyılda Gotik mimari tasviri ortaya çıkmadan önce bu tarz yapılara Romanesk mimarisi deniliyormuş. Katedralin kapısındaki figürleri ve tasvirleri bile saatlerce inceleyebilirsiniz, o kadar detaylı ve çoklar. İçeri girdiğinizde de devam eden bu heykeller, devasa vitray işlemeleri ile tamamlanınca içerisi büyüleyici bir hal alıyor. Victor Hugo burayı “devasa ve narin bir hayret” olarak tanımlarken, Goethe içinse bu katedral Tanrı’nın zarif bir şekilde yükselen ve genişleyen bir ağacı. Katedralin tepesine çıkarak Ren ovalarının ve Vosges dağlarının muhteşem manzarasını seyredebilirsiniz. Ayrıca Katedralin içerisine girip Rönesans astronomik saatini de görebilirsiniz.

Notre Dame katedralinin içi

Strasbourg Market

Strasbourg’un katedralden nehre ve nehrin zıt yönüne uzanan geniş bir meydanı var. Nehre doğru uzanan eski meydanın adı Place du Marché-aux-Cochons-de-Lait. Evet anlaşılması imkansız, ama korkmayın bu meydan katedralin hemen yakınında bulunuyor. Kolayca ulaşabilirsiniz. Burası eskiden et pazarı olarak inşa edilmiş, günümüzde ise Alsas kültürünü tanıtan dükkanlar ve kafelerle canlı bir antik market. Pazar günü ziyaret ederseniz çevrede kurulan antika pazarına da denk gelebilirsiniz bizim gibi. Bizim yaşadığımız yerde de pazar günleri bu pazarlar kuruluyor mesela. Hiç tahmin etmediğiniz markaların eski orijinal ürünlerini iyi durumda bulabilirsiniz bu pazarlarda. Bir göz atmanızda fayda var derim:) Ben son gittiğimde 1960 yapımı orijinal bir Calvin Klein marka saat almıştım 20 euroya. Unutmadan, pazarlık da yapabiliyorsunuz bu pazarlarda.

 Palais des Rohan (Rohan sarayı)

Palais des Rohan, Fransız devrimine kadar Piskopos prenslerine ev sahipliği yapan ihtişamlı bir bina. Notre Dame katedralinin yanında bulunan bina, içerisinde üç farklı müzeyi barındırıyor. Bodrum katında bulunan Arkeoloji müzesi, Fransa’daki en eski antik kalıntıların sergilendiği kısım. Tarih öncesi dönemden Orta çağa kadar olan dönemden arkeolojik kalıntılarla son derece ilgi çekici bir içeriğe sahip. Sarayın birinci katında Musée des Beaux-Arts (Güzel Sanatlar Müzesi) bulunuyor. Birçok ünlü ressamın eserlerinin sergilendiği bu salonu gezdikten sonra zemin kattaki, seramik, porselen ve kuyumculuk sanatını içeren Musée des Arts Décoratifs (Dekoratif Sanatlar Müzesi) bir sonraki durağınız olabilir. Aynı zamanda sarayın içerisinde, inanılmaz gösterişli eski psikopos dairelerini, altın kaplamanın ağırlıkta olduğu mobilyaları da görebilirsiniz. Türkiye’de gezdiğim saraylarda karşılaştığımda aşırı gereksiz bulduğum bu gösterişle burada da karşılaşınca, bunun dönemin trendi olduğunu anlamıştım.

Sarayın bahçesinden Notre Dame

La Petite France (Küçük Fransa)

Strasbourg’un tarihini ve Alsas karakterini en iyi hissedeceğiniz noktası işte burası. İll nehrinin çevrelediği bu büyük ada parçası, UNESCO dünya mirası listesinde bulunuyor. Birçok kanalı, kanalları saran yarı ahşap Alsas evleri, arnavut kaldırımlı eski sokakları ile sizi anında etkisi altına alan bir yer burası. Biz ilk adım attığımızda kendimizi bir hayalin içerisinde hissetmiştik. Sanki burası gerçek bir bölge değil de film seti gibi gelmişti:) İll nehrinde tur yapan botlar bu bölgeye geldiğinde güzergahları üzerindeki köprüler açılıyor ve botların geçişine izin veriyor. Bu noktada eğer köprüden geçmek ister ve bir bariyerle karşılaşırsanız şaşırmayın. Köprü, açılıp bot geçtikten sonra eski halini alıyor:) Sempatik evleri ve renkli çiçekleri ile fotoğraf çekmek için ideal bir bölge burası. Ayrıca yemek molası için de birçok kafe ve restoran alternatifini barındırıyor.

Alsas evleri
İll nehri kenarı

Musee Alsacien (Alsas Müzesi)

 Alsas müzesi, 1620 yılına ait tipik bir Alsas evinin içerisinde yer alıyor. Müzede mobilyalar, günlük kıyafetler, kostümler ve ev eşyaları sergileniyor. Tipik bir Alsas evini temsil etmesi dışında, bazı odalarda Vosges dağları gibi başka bölgelerin de iç mekan tasarımını gösteren odalar bulunuyor. Dışarıdan baktığınızda hoşunuza giden bu evlerin içinde olup yaşam tarzlarını da görmek bizim için güzel bir deneyim olmuştu. Yazının devamında paylaştığım fotoğrafta bu Alsas evinin içerisindeki ilginç bir zil sistemini görüyorsunuz. Evin duvarları iç kısımda bir avlu oluşturuyor. Avludaki giriş katına uzanan ip çekildiğinde üst katta bulunan bu heykelin elindeki zil çalıyor. Sizce de çok sempatik değil mi:)

 
Alsas evindeki ilginç zil düzeneği

Parc de l’Orangerie

Size biraz da Strasbourg’da ikinci günümüzün çoğunu geçirdiğimiz, Strasbourg’un en eski parkıdan bahsetmek istiyorum. Park 19.yüzyılın başında İmporatiçe Josaphine için yapılmış ve zamanımızda da içerisinde bulunan köşk özel davetler için kullanılıyor. Park adeta bir huzur cenneti. Gölde ufak gezintiler yapanlar, çocukları ile doğanın ve yeşilliğin tadını çıkaranlar, piknik ve yürüyüş yapanlar.. Kısacası herkesi memnun edecek bir atmosfere sahip. Minyatür bir çiftliği ve ücretsiz hayvanat bahçesi bile var. Ben vaktiniz olursa gitmenizi ve bu şehirde insanların pazar gününü nerede geçirdiğinizi görmenizi isterim. Avrupa’da bir gelenek gibi çoğu aile çocukları ile bisiklet turlarına ve pikniklere gidiyor. Çocuklar doğa ile iç içe büyüyor ve buna gerçekten önem veriyorlar. Alsas bölgesinin bir sembolü beyaz leyleklerle de parkta sık sık karşılacaksınız. Buradaki ve hatttüm şehirdeki ağaçlar leyleklere yuva yapabilecekleri şekilde budanmış. Siz de küt kesilmiş ağaçlardaki bu yuvalara ve beyaz leyleklerin geliş gidişlerine şahit olabilirsiniz.

                     Parc de l’Orangerie

Bakınca küçük bir şehir gibi gözüken Strasbourg’da görülmeye değer daha birçok yer var. Size içerikte yer vermediğim ama görmeniz gereken birkaç yeri de yazıp, Strasbourg’da nereler gezilir yazımı burada noktalamak istiyorum. Hepinize keyifli seyahatler!

  • Place de la Republique (Demokrasi meydanı) : Meydanın bahçesinde tam merkezde bulunan Léon-Ernest Drivier’in Savaş anıtı heykeli ziyaret edilmeli. Heykel bir anne ve iki oğlundan oluşuyor. Savaş anısına yapılmış bu heykel, Almanya ve Fransa için canını veren iki oğlunu tutan bir anneyi temsil ediyor.
  • European Parliament (Avrupa Parlamentosu) : Luxembourg, Strasbourg ve Brüksel’de olmak üzere üç çalışma yeri bulunan parlamentonun toplantılarının gerçekleştiği bina burada bulunuyor. Eğer parkı ziyaret ederseniz, tam karşısında bulunan parlamento binasını görebilirsiniz.
  • Capitale de Noel (Noel pazarı) : Avrupa’nın en büyük Noel pazarlarından biri olan pazar burada, Notre Dame katedralinin önündeki Place Kleber’de kuruluyor. Noel arifesine (yani Aralığın son haftasına kadar) kurulu olan pazarda birçok sergi kuruluyor. Yiyecek, el sanatları, geleneksel içki ve yiyeceklerle dolu pazarın ortasında da görkemli bir yılbaşı ağacı yer alıyor. Bu ışıl ışıl devasa Noel pazarını ziyaret etmenizi kesinlikle öneririm.  
 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.