Paris’te 3 gece 4 gün : İlk gün

 

Yeniden merhaba! Son yazımda Paris’e doğru birlikte yola çıkmıştık. İlk günümüzün gezi planında Louvre müzesi ve civarını gezmek var. Gelmeden önce hava durumuna bakıyoruz ve bugünün yağmurlu olduğunu görüyoruz. Eiffel kulesine çıkmak için iki gün sonrayı seçiyoruz, böylece güneşli ve çok daha berrak ve keyifli bir görüntü oluşacağını düşünüyoruz. Metro ile Palais Royal Louvre durağında inip, Louvre müzesine doğru yürüdüğümüzde bizi meşhur piramitli bahçesi karşılıyor. Sadece çevrenizi saran binaya baktığınızda bile müzenin ne kadar büyük olduğunu anlıyorsunuz. Aslında bir gün bile hakkıyla gezmeye yetmeyebilir ancak sınırlı sürede biz müze için 3 saat ayırmayı planlıyoruz. Önceden bilet almadığımız halde hiç sıra beklemeden müzeye giriş yapıyoruz. Nasıl mı? Hemen size anlatıyorum:)

Louvre Müzesi
 
Müzenin herkesin bildiği orta alandan (piramitlerin olduğu) bir girişi var ve tüm ziyaretçiler burada sıra bekliyor. Şimdi kafamızı kaldırıyoruz ve karşımızdaki devasa Carrousel’e doğru yürümeye başlıyoruz. Carrousel Arc de Triomphe kapısından geçip,  alt geçiti görünce alışveriş merkezi olan bu girişten aşağı iniyoruz ve sonuna kadar yürüyoruz. Bu alt geçitteki alışveriş merkezinde, tersten piramitin olduğu noktada, müzeye giriş biletlerinin satıldığı ofisleri görüyoruz ve hiç sıra beklemeden biletimizi alıp müzeye giriş yapıyoruz. Özellikle yaz aylarında kimse diğer kuyruğa girmek istemez diye düşünüyorum ve bu öneriyi şöyle bırakıyorum 🙂
Carrousel
Pyramide du Louvre
Carrousel Arc de Triomphe
 
Müzeye girmeden önce İngilizce bir müze haritası alarak gitmek istediğiniz salonları takip edebilirsiniz. Ve tabiki de tüm okların gösterdiği meşhur Mona Lisa tablosunu da görmeden olmaz. Biz Mona Lisa’yı görmeden önce gezmek istediğimiz salonların yarısını gezmiştik, eserin sergilendiği odaya girdiğinizde resmen izdiham diye adlandırılabilecek bir insan kalabalığı bizi karşılıyor.  Mona Lisa tablosu küçük bir salonda sergileniyor ve önüne çekilmiş halatların önünde bir de güvenlikler bekliyor. En öne ulaştığınızda bir süre bakmanıza izin verip halatı açıyorlar ve çıkmanızı bekliyorlar. İnternetten açıp saatlerce inceleyebileceğimiz tablonun fotoğrafını buradan zar zor çekmeye çalışmak anlamsız gelse de birkaç poz çekiyoruz. Çoğu esere göre ise çok daha küçük olduğundan ve insanlarla arasına mesafe yarattıklarından orada durup incelemek zaten imkansız. Açıkcası benim gözüm Mona Lisa’nın tam karşı duvarında bulunan ve boyutu bir duvar kadar olup ayrıntılarıyla büyüleyen tabloda kalıyor. Sizler için bir diğer önerim de tabloları ve diğer tüm eserleri incelediğiniz kadar tavanlara da göz atmanız. Baş döndürücü tavanlardan biz çok etkilenmiştik.
 

Musee de Louvre’den birkaç kare
 

Champs-Elysees (Şanzelize) ve Arc de Triomphe (Zafer Takı)

Louvre müzesinden çıktıktan sonra Jardin des Tuileries yönünde yürümeye başlıyoruz. Bugün için çizdirdiğimiz rotamız, müzeden sonra sırasıyla Place de la Concorde (Concorde meydanı), Arc de Triomphe (Zafer takı), Champs-Élysées (Şanzelize) ve Eiffel kulesi. Bu şekilde bir rota çizdirdikten sonra geceyi Eiffel’de bitirmek istememizin sebebi ise ışık gösterisini izlemek. Biz yazın gittiğimiz için hava 10 gibi kararıyordu ve saat başı 5 dakika süren ışık gösterileri başlıyordu Eiffel kulesinde. Müzeden Arc de Triomphe’a kadar 4 km gibi bir mesafe olmasına karşın, bu rota üzerindeki yerleri görmek açısından yol yazın yürümeye uygun ve keyifli bir gezi oluyor. Champs-Élysées’de yürürken kendimizi Fransız filmlerinde gibi hissediyoruz, yanımızdan atlı askerler geçiyor. Aynı zamanda da en ünlü otomobil markalarının mağazaları (burada ilginç tasarımlı arabalar da sergileniyor) veya lüks giyim markalarının mağazalarına göz atmayı da ihmal etmiyoruz. Bu mağazaların önünde özel güvenlikleri oluyor ve çanta kontrolü yapılıyor.  Bunların yanı sıra, özellikle Abercrombie&Fitch’in mağazasına girmenizi öneririm. Yolun sonunda Arc de Triomphe’ı da ziyaret ettikten sonra, çıktığımız bu uzun yokuşu geri dönüp inmeye başlıyoruz.

L’Entrecote de Paris

Ve yemek zamanı. Yol üzerinde “L’Entrecôte de Paris” restoranında yemek molası veriyoruz. Bu restoranın özelliği size altında mumlar yanan sıcak bir tepside antrikot servis etmeleri, yanında da sınırsız french fries yiyebiliyor olmanız. Lezzetli bagetler de eklenince yemeğiniz adeta bir lezzet şölenine dönüşüyor. Buradaki çoğu restoranda fix menü şeklinde yemek öncesi salata geliyor, ve su içmek istediğinizde şişe almadan bardakla su rica edebiliyorsunuz (Paris suyu istiyorum diyebilirsiniz:). Biz yediğimiz yemekten çok memnun kaldık, size de tavsiye ederiz. Restoranda yediklerinizle tıka basa doysanız da, cadde üzerindeki meşhur pastane Ladurée Paris dükkanına uğrayıp birkaç makaron alabilir ve kendine has atmosferini soluyabilirsiniz.
L’Entrecote de Paris
 

Gün sonunda cadde üzerinden metroya binip Trocadéro durağında iniyoruz. Buradaki merdivenlerden aşağı indiğinizde muhteşem Eiffel kulesi manzarasıyla karşılaşıyoruz. İlk gördüğünüzde gerçekten etkileyici bir manzara, tabi birkaç gün geçirdikten sonra birçok konumdan kafanızı çevirdiğinizde Eiffel’e denk geliyorsunuz. Gözünüz alışıyor bir yerden sonra:)

O zaman bu yazıyı gece saat başı gerçekleşen Eiffel ışık gösterisinden bir kare ile sonlandıralım. Paris’te ikinci günümüzde görüşmek üzere, hoşçakalın!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.