Paris’te 3 gece 4 gün: 3.gün

Eiffel Kulesi

Bugünkü ilk adresimiz Eiffel kulesi! Eiffel kulesinin tepesinden Paris’i izlemek için yola düşüyoruz. Bunun için tekrar Trocadéro meydanında metrodan inip, aşağı inen merdivenlerde bol bol fotoğraf çekerek ilerliyoruz. Bu meşhur, herkesin fotoğraf çektirdiği ve güzel açılar yakalayabileceğiniz merdivenler işte tam da burası. Trocadéro bahçelerinden de geçerek Eiffel’e doğru yürüyoruz ve ulaştığımızda uzuun bir kuyruk bizi bekliyor. Önümüzdeki bir saati bu kuyrukta geçiriyoruz, siz de önceden biletinizi almadıysanız bu kuyruğu beklemeyi göze almışsınız demektir:) İyi tarafından bakalım, ara ara Eiffel’in her açıdan fotoğrafını çekebilirsiniz mesela.

Eiffel’den biraz bahsetmek gerekirse, kulenin yapımına 1887 yılında başlanmış ve 1889 yılında tamamlanmış. Fransız ihtilalinin 100.yıl kutlamaları için yapılan Paris dünya fuarının (Paris expo-1889) sembolü olması için inşa edilmiş. Yapımdaki öncü mühendis ve mimar Gustave Eiffel olduğundan da kuleye ismi verilmiş. Yüksekliği 81 katlı bir bina kadar. Eiffel kulesini araştırırken en hoşuma giden şeylerden biri ise, Gustave Eiffel’in ilk çizimleri olmuştu. Binanın boyunu üst üste özgürlük heykeli, Notre Dame katedrali, Vendome anıtı, Zafer takı gibi yapıları çizerek belirtmiş olmasıydı. İlk yapımına başlandığında demir ve biraz da estetik yoksunu bir yapı olacağı için sanatçıların ve entellektüellerin tepkisini çektiği belirtiliyor, ancak zamanla Paris’in sembolü haline geliyor. Bugün ise dünyanın en çok ziyaret edilen ücretli anıtı.

 

 Eiffel Kulesi’nden Paris’e bakış

Eiffel’e girmek için alabileceğiniz iki tür bilet var. İlkini aldığınızda, ikinci kata kadar basamakları çıkıp buradan asansöre binebilirsiniz, veya diğer bilet ile direk asansörle en tepeye kadar çıkabilirsiniz. İkinci kat dediğimizde aklınıza apartmanın ikinci katı gibi bir mesafe elbette ki gelmiyordur. Ancak 600 basamak olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Her ne kadar yorucu olsa da, ilk kez burayı ziyaret edecekler için bu 600 basamak merdiveni yürüyerek çıkmalarını yine de öneririm. Adım adım demir kafesli Eiffel kulesinde yükseldiğinizi hissetmek güzel olabilir. Tabi bu merdivenleri ara ara durarak manzarayı izleyerek çıkmakta fayda var, yoksa bir işkenceye de dönüşebilir 🙂 İkinci kata ulaştığınızda sizi mükemmel bir manzara karşılayacak. Asansöre binmeden önce burada da biraz vakit geçirmelisiniz. Kulenin tepesine ulaştığınızda etrafında dolaşırken aşağıya dikkatli baktığınızda, tüm tarihi yapıları tek tek seçebiliyor olmak inanılmaz keyifli. Biz yaz ayında gittik ve fazlasıyla kalabalıktı.

Eiffel’den çıktıktan sonra önündeki Champ de Mars bahçesinde dinleniyoruz ve dondurma yiyoruz. Bahçenin girişinde seyyar dondurmacılar, krepçiler oluyor. Ayrıca farklı açıdan da bir fotoğraf yakalamak isteyenler ve Eiffel’de yorulup dinlenmek isteyenler için bu bahçe güzel bir seçenek olabilir. Ve Eiffel’den sonraki durağımız Opera Garnier.

Place de l’Opera (Opera Garnier)

Aslında hedefimiz Lafayette’ye gitmek iken opera binasını görüp, vaktimiz de varken girmek istiyoruz. Place de l’Opera’nın inşasına 19.yüzyılın sonlarında başlanmış. Mimarı Charles Garnier olduğu için bir diğer adı da Palais Garnier ve dünyanın en meşhur opera binalarından. Aynı zamanda Paris’in sembollerinden birisi. Opera binasının dış mimarisi kadar içi de fazlasıyla görkemli. İçeri girdiğinizde merdivenler, balkonlar, oyuklar birbiriyle birleşerek birçok insanın hem aynı anda bulunmasına, hem de hareket alanının olmasına olanak tanıyor. İç mekan süslemesi, heykeller ve süs eşyaları Barok tarzında ve altın renkler ağırlıkta. Tiyatro oyunlarından kostümler de katlarda camekanlarda sergileniyor.

 Opera binası Oditoryum

İçeride bir diğer ilgimizi çeken ise tavanlara kadar uzanan kütüphane bölümü oluyor. 1670’lere uzanan tarihi opera metinlerini, kitapları, raporları da içeren inanılmaz zengin bir kütüphane burada sizi karşılıyor. Buradaki eserler antika değeri taşıdığından parmaklıklar ile korunuyor ve erişim sınırlı. Oditoryum salonuna girdiğinizde, at nalı şeklinde dizayn edilmiş ve yaklaşık 2000 izleyici kapasiteli bir salon görüyorsunuz. Oditoryumdaki bronz renkte kristal avize 7 ton ağırlığında ve binaya da adını veren Charles Garnier tarafından tasarlanmış. Görülmesi gereken o kadar fazla detay var ki opera binası içerisinde, bu binayı anlatmak için fotoğrafların yeterli olacağını düşünmüyorum. Yine de birkaç kareyi sizinle paylaşıyorum:)

 Kütüphaneden bir kare

Galeries Lafayette ve Lindt Paris

Bugünkü son durağımız ise Galeries Lafayette. Burası opera binasına yakın ve terasından güzel bir Paris manzarası yakalayabileceğiniz ünlü bir alışveriş merkezi. Genellikle pahalı markalara ev sahipliği yapıyor. Birkaç çok katlı binadan oluşan Lafayette’nin gurme lezzetler tadabileceğiniz ve yiyecek alışverişi de yapabileceğiniz kısmı da bulunuyor. Açıkcası biz terasından beklediğimiz kadar harika bir manzara göremedik, ancak yine de şehre uzaktan güzel bir bakış diyebiliriz. Ha unutmadan, Lindt çikolatanın Paris şubesi de buraya çok yakın. Hazır gitmişken, uygun fiyata çikolata satın alabilir, içeride yapılan sıcak çikolatanın da keyfini çıkarabilirsiniz.
Ve günün sonunda, bu kadar gezdikten sonra, yemek için opera binasının karşı çaprazında yer alan restoranlardan birine oturuyoruz. Her yer kalabalık ve dolu, dışarıda yer bulmak için birkaç yeri gezmemiz gerekiyor. Hazır fransız yemekleri yiyoruz madem, ördek yiyelim diyoruz. Tabiki herkesin kendi damak tadı ama biz ördek etini çok beğendik ve dönene kadar gittiğimiz restoranlarda tercih ettik:)
Paris’te 3.günümüz işte böyle geçti. Son günümüzde Montmarte ve çevresini birlikte gezmek üzere!

  Lindt Paris

 Galeries Lafayette

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.