Almanya’da vs. Türkiye’de Yasamak

Bu yazimizda “Almanya’da vs. Türkiye’de Yasamak” yani aradaki sosyal ve ekonomik farklar, gelir seviyesi ve alim gucunu ele alacagiz. Esim de ben de yaklasik 8 yil Istanbul’da yasamis oldugumuzdan aslinda Türkiye’de yasanmasi en zor sehirlerden birini uzun süre deneyimlemis olduk. Tabi bu deneyimlerimiz genelde ögrencilik ve akademik alanda calisarak oldu. 8 yil nedir?! demeyin bunun icerisinde lisans, yuksek lisans hatta biraz da ucundan doktora egitimi var:) Almanya’da da simdilik 2 yildir yasadiklarimizdan yola cikarak size deneyimlerimizi aktarmaya calisacagim. Sosyal fark olarak sayilabilecek cogu konuya “Almanya’da Yaşam : 10 maddede Almanya” yazimizda aslinda deginmistik. Su linkten yazimiza ulasabilirsiniz : http://geziblog.net/almanyada-yasami-anlatan-10-madde . 

Bir de sosyal statünün veya gelirinizin belirledigi sosyal farkliliklardan bahsetmek istiyorum. Yani Türkiye’de asgari maas ile gecimini saglayan biri ile, Almanya’da ayni gelire sahip biri arasinda ne gibi farklar var. Bu örnegi ele almamin sebebi ise son donemlerde Türkiye’deki marketlerde veya magazalardaki fiyat artislarini hala yakindan takip ediyor ve asgari ucreti de biliyor olmamiz. Her youtuber ve blogger gibi popüler oldugu üzere biz de gida alimindan konuya baslayalim. Oncelikle bu fiyatlandirma karsilastirmasini yaparken onemli olan elinizdeki euroyu türk lirasina cevirerek hesaplamaya calismamaniz. Iste bu yüzden zaten alim gücü olarak karsilastirma yapmak bizce en mantiklisi. Cok temel bircok ihtiyaca bakarsak; burada 500 mL yogurdu 2 euroya, 10lu yumurtayi 1 euroya veya yarim kilo sütü yine 1 euroya alabiliyorsunuz. Ve markete gidip haftalik market alisverisinizi yaptiginizda (buradaki Lidl, Aldi gibi uygun fiyatli marketlerden) iki kisilik bir aile icin en abartili alisverisiniz haftalik 50 eurodan fazla tutmaz. Simdi Türkiye’de buyuk market zincirlerinden veya hatta Bim,Sok gibi yerlerden yapilan haftalik alisverisle kiyaslarsak aradaki farki görebiliriz. Söyle düsünmek lazim, ben elimdeki 50 tl ile bir hafta boyunca aksam yemeklerim ve atistirmaliklar dahil alisverisimi tamamlayabilir miyim? Duruma bir de kültürel acidan bakmamiz gerekirse, elbette bizim cok zengin bir o kadar da cesitli bir yemek kültürümüz var. Bu noktada sebze ve meyvelerin fiyatlarinin Almanya’da bazen fazlasiyla pahali olduguna ve cesit olmadigina sahit oluyoruz. Örnegin bazi meyveler ve sebzeler (incir, limon, salatalik gibi) tane ile fiyatlandiriliyor. Bir tane incirin veya salataligin 1 euro olmasi gibi. Bazen bazi meyveler (kiraz, incir gibi) buradaki Alman marketlerinde de satilabiliyor. Ancak cogu zaman Türkiye’den sebze meyve getiren Türk marketlerine ugramaniz gerekiyor. Ve elbette ürünler, türk lirasi ederinin direk euroya cevrilmis hatta bazen daha fazla hali ile fiyatlandiriliyor. Tüm bunlara ragmen yine totalde baktiginizda gida alisverislerinin uygun fiyatla tamamlanabilgini soyleyebiliriz.

Almanya’da marketten Bursa inciri

Bir diger konu ise disarida kahve icmek veya yemek yemek. Bu konuda Türkiye’de de cok fazla secenek oldugunu kabul etmek lazim. Almanya’da disarida yemek yiyip uzerine bir de tatli yemek istiyorum dediginizde bu biraz pahali olabiliyor. Biz ögrenci iken neredeyse her gün disaridan siparis verir idare ederdik, burada ise genelde evde pisirmeyi tercih ediyoruz. Tekrar market masraflari ile oranlamam gerekirse disarida 20-25 euroya yiyecegin yemek aslinda haftalik market masrafimin nerdeyse yarisi oluyor. Herhalde insan calisip kendi parasini harcayinca biraz da cimrilesiyor mu ne:) Saka bir yana, belki Türkiye’de olsaydik en azindan ev yemegi veya sulu yemek gibi seceneklerin de oldugu bir yerde (Balkan lokantasi gibi:) birkac aksami idare edebilirdik. Ancak Almanya’da disarida pizza, hamburger, makarna veya döner yemektense evde yemek yapmak hem saglik acisindan hem ekonomi acisindan daha iyi oluyor. Elbette hem calisip hem haftalik yemegi yaptiginizda haftasonunuzdan biraz caliyor ama napalim. Haftaici ise giderken yolda cok fazla vakit harcamadigimizdan ve bu acidan yorulmadigimiz tolere edebiliyoruz. Iste bir diger konu da bu; ulasim ve trafik:)

Türkiye’de ve özellikle Istanbul’da eviniz is yerinize yakin degilse gününüzün önemli bir kismini yolda ve trafikte gecirmeniz gerekiyor. Kendimden örnek vermem gerekirse, bir süre endüstride calistim. Yasadigim yerden ise gitmek icin sabahlari 6 gibi uyaniyor, 6.30’da servise biniyor ve yaklasik 45 dk’da is yerine ulasiyordum (mesai 07.30’da basliyordu ve bir pogaca yiyip enerji kazanmam biraz kendime gelmem icin 15 dk kaliyordu).  Aslinda buraya kadar hersey yolunda, cunku endüstri her zaman ise en erken baslayan sektördür. Ancak dönüs trafigi diye bir gercek var. Sebebi de sizinle ayni saatte trafige cikan kamyonlar, okul servisleri, yan yol calismalari, kazalar vs vs kisacasi hersey olabilir. Ama özellikle eger Istanbul’da yasiyorsaniz aksi gibi neredeyse her gün birsey olur bunu unutmayalim. Bulundugum yerden evime 2 bucuk 3 saatte döndügüm günleri dusunursek 8’de 9’da evde oluyordum. O saatten sonra bir insan nasil yemek yiyip hem dinlenip hem ailesi ile vakit gecirip ertesi sabah tekrar 6’da gune enerjik baslayabilir ki. Almanya’da bazi saatlerde elbette trafik olussa da metro ve tren ile ulasim cok yaygin durumda. Tren aglari örümcek gibi tüm sehirde ve sehirler arasi yayildigindan cogu insan da bu ulasim yolunu tercih ediyor. Eger grev vs yoksa trenler de otobüsler de cok dakik sekilde geliyor. Bu yüzden de eger is icin her gün sehir degistirmiyorsaniz yolda cok fazla vakit kaybetmezsiniz. Gerci sehir degistirseniz dahi Almanya’da otobanlarda hiz siniri yok, yani guvenli ve en hizli sekilde istediginiz yere ulasabilirsiniz:)

Saarchleife (Saarland)

Almanya’da yasamaya basladiktan sonra ilgimizi ceken bir baska konu ise lüks yasamak vs. sade yasam. Simdi bu sekilde karsilastirinca kulaga garip geliyor. Her insan kendi secer bunu diye dusunebilirsiniz. Ancak bizim toplumsal hayatta en zor alistigimiz durumlardan biri de buydu. En basitinden bazi kurallar sizi tasarruflu ve sade yasamak zorunda birakiyor. En bilinen örnegi vermem gerekirse; ofislerde klima olmamasi veya otobüslerde yazin klimanin calistirilmamasi. Almanya yagmurlu ve serin bir ülke diye dusunebilirsiniz ancak örnegin bu yil en az 3 ay sicagi ve yazi yasadik. Eger bizim gibi bir arastirma enstitüsünde calisiyorsaniz laboratuvarlar disinda istediginiz tüm klima sistemlerini özel bütcenizden karsilamaniz gerekiyor, buna ofisler de dahil. Aslina bakarsaniz Almanlar bu konudan cok sikayetci de degil. Otobüslerde de ayni sekilde, icerisi 40 derece de olsa klima olmasina ragmen kullanilmiyor. Evet biraz ilginc ama herkes terleye terleye seyahat ediyor ve bundan sikayetci olan da yok. Bir biz Türkler bir de sicak ülkelerden gelen ve her yerde klimaya sahip olan insanlar (Iran, Arabistan, Misir gibi). Alman arkadaslarimiza bu konuyu sordugumuzda ise zaten yilin cok az gunu sicak oldugunu ve onlarin hosuna bile gittigini söylüyorlar. Ama sicak, ama bakteriler, hani hijyen? diyemiyorsunuz. Genel olarak yetistirilme tarzlarina baktiginizda ise bebeklikten itibaren doga ile ic ice olduklarini görüyorsunuz. Kreste, anaokulunda daha kisin sogugunda ormanda doga dersleri yapmaya basliyorlar, ileride de bircogunun hobisi oluyor hiking, doga yürüyüsleri ve sporlari. Bir diger goze carpan fark ise avm kültürünün Almanya’da cok da olmamasi. Elbette avm’ler var ama insanlar arkadaslari ile vakit gecirmek icin avm’lerde bulusmuyor genelde. Daha cok kafeleri, parklari veya acik alanlari tercih ediyorlar. Tüm bunlarin yaninda ev hayatlarinda da oldukca sadeler. Yani mobilyaya, perdeye, koltuk takimina asla para harcamiyorlar. Herseyin ihtiyac karsilayacak kadar olmasi onlar icin yeterli. Elbette lüks yasayanlari da vardir, ancak en lüksünde bile ben bizdeki satafati gormedim ne yalan söyliyim. Zaten öyle cok fazla da secenek yok mobilya konusunda, basit olsun isimizi görsün demisler herhalde kendi kendilerine. Simdi tüm bunlari görünce mantikli olan bizim lüks yasam ve gosteris icin harcamalar yapip hatta bazen kendi bütcemizi zora sokmamiz mi yoksa böyle bir yasam mi, size kalmis. Tek söyleyebilecegim böyle de yasanabildigi. Ve hatta bu sekilde cok daha fazla güzel seyahatler, tatiller yapabileceginiz. Tercih sizin.

Karl Marx’in anisina üretilen 0 Euro (Trier-Karl Marx Müzesi)

Tasarruflu yasamak da aslinda bu baslik altinda degerlendirilebilecek bariz bir fark. Burada geri dönüsüm ve pfand olayindan bahsetmek istiyorum. Almanya’da evinizden ofisinizden kisacasi her türlü cikan cöpünüzü evsel atik, plastik, cam, kagit seklinde ayirmaniz bekleniyor. Tüm bu ayirimlar ayrica kontrol altinda. Evinizin önündeki cöpten tüm haneler olarak sorumlusunuz (anahtari sadece sizde ve kilitli oluyor) ve eger örnegin evsel atiga belirli bir miktarinda üzerinde cam atik karisti, bunu tespit ediyorlar. Kisacasi, herkes sorumlu tutuluyor bu durumda, cezasi da var. Bu yüzden gelir gelmez sisteme alismak gerekli hale geliyor. Belediyelerden veya belediyenin belirledigi yerlerden sari posetleri (gelbesack) ücretsiz aliyor ve plastik atiklarinizi bunun icerisine koyup haftanin belli gününde evinizin önüne cikariyorsunuz. Bir diger güzel uygulama ise Pfand’li siseler. Aldiginiz her bir plastik veya cam sisenin üzerinde Pfand isaretini görürseniz bu demek oluyor ki genelde 0.25 cent olmak üzere, aldiginiz icecegin ücretine eklenecek. Ve siz bu siseleri biriktirip Pfand makinasina attiginizda sise basina 0.25 cent ücreti geri alabileceksiniz. Bu sekilde siselerin geri dönüsümü saglanacak (Pfand isaretini solda görebilirsiniz).  Bu makinalara alisveris merkezlerinde, marketlerde veya istasyonlarda rastlayabilirsiniz.  Eger siz bu siseleri kendiniz geri dönüstürmeyip, icip cöpe atarsaniz, evsiz veya fakir insanlar gelip bu siseleri topluyor ve gelir haline getiriyor. Bu yüzden de elini cöpe sokup sise toplayan insanlara sik sik rastlamak mümkün Almanya’da. Bazi siselerde pfand olmayabiliyor, bu durumda fiyati ne ise sadece onu ödüyor ve plastik posetine atip geri dönüsüme veriyorsunuz. Türkiye’de de pet siseleri bu tarz makinalara atip Istanbulkartiniza bakiye olarak yükleyebildiginiz yeni bir sistem geliyor ki bu cok güzel bir uygulama. Haber linkine ulasabilirsiniz : http://www.milliyet.com.tr/pet-siseler-%C4%B1stanbulkart-bakiyesine-donusuyor-molatik-9220/.

Pfand makinasi

Almanya’da ve Türkiye’de yasamanin en belirgin farklarini size aktarmaya calistigimiz bu yazimizin sonuna geldik. Umarim faydali olmustur, bir sonraki yazida görüsmek üzere. Bis bald!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.